
Tatsız uyandım bu sabah hissetmiş gibi. Yani bir süredir de farkındaydım aslında ama… Suratım asık, gözlerim dolu. Gözlerim kendiliğinden dolu. Dün geceye gidip duruyorum. Çekim gücü var o sahnenin. Her adımda daha çok büyüleniyorum. Işığı gözlerimi alıyor. Yaklaştıkça aklımı kaçıracak gibi oluyorum. Garip bir bütünleşme var o an, onlar Sakin. Sonra yine bu sabah… En güzel Sakin ifade eder, ben edemem ki öyle, ben küçüğüm, onlar kocaman, onlar bütün. “Sabah kalktım kahvaltı yok, vapur kaçmış telaşım yok, simit attım martılar tok, çünkü sen yoksun.” Resmi bir açıklama yok hala, ama biliyorum, anladım. Sakin olmak öyle bir şey değil çünkü, öğrenmezsin olacakları, anlarsın, hissedersin. Feci bir huzursuzluk.
2006 yazı ilk duyuşum onları. Daha ilk dinleyişimde gözlerimden süzülmüştü Edepsiz Komedya. Sakin’in bana ilk merhabası. En özelim, samimiyetim, ruhumu açtığım, kalkanları indirdiğim ilk şarkı. Sonrası yok, sonrası Sakin. Albümün çıkacak olması, paylaşacak olmak nasıl keyfimi kaçırır, nasıl kendime saklamak isterdim. Bazı şeyler paylaşmak bazı şeyler kendine katmak, sahiplenmek için vardı. Sakin’i paylaşmaya hazır değildim. Kardeş istemeyen küçük çocuk bencilliği yapışmıştı üzerime. Yok mu? Hala var biraz. Ama nasıl kardeşini kollarına alan çocuk yumuşayıverirse bir anda, albüm çıkınca diğer Sakin dinleyicileriyle aramdaki buzlar da eriyiverdi. Çok rahatsız bir bakış açısı bu inkar edecek değilim ama elimde olan bir şey de değil aynı zamanda.
Onur Özdemir hayatıma büyük ölçüde etki eden adamlardandır. Bilen -biraz da anlam veremediğim bir tepkiyle- bilir felsefe okumamda bile oldukça etkisi vardır. Cesaret verir çünkü bana, sesi, yazdıkları, Onur benim ümit ettiğim bir çok şeydir. Basık bir odanın camını açıp güneşli soğuk havayı içime çekerken yaşadığım huzurun adıdır. Ona duyduğum saygı, bana verdiği ilham dile getirmeye dahi korktuğum muazzam bir duygudur. Öyle ki açıklamaya çalıştıkça yavan kalır diye korkup kendi cümlelerimi yutarım. “Söylenmemiş güzel sözleri al, hepsinin içinde hadi kendini bul.” Bir şekilde okursa bunu, okumak isterse bilmesini isterdim ki “hayatı ve insanları karşıma alıp, hesap çekmek için delirdiğim bazı anlarda” hep onun yazdıkları, söyledikleri, çaldıkları eşlik etti bana. Gitarım yok, ama olsaydı üzerindeki tek fotoğraf onunki olurdu.
Dağılmadan varmaya çalıştığım noktaya gelmeliyim belki de. Onur bir çok açıdan hayatımda böyle ağırlığı olan bir modelken Sakin‘e duyduğum bağlılığı onunla ilişkilendiriyordum içten içe. Oysa şimdi hepsini yine ayrı ayrı dinleyebileceğimi bildiğim halde (müzikal anlamda başımıza gelen en güzel şeylerin ondan vazgeçmeyeceğini varsayarak ve umarak söylüyorum bunu tabii ki) bu fikir aynı tadı vermiyor bana ve ne kadar yanıldığımı anlıyorum. Bir Sakin gerçeğinin hayatımda olmayacağını bilmek kocaman bir düğümü getirip boğazımın ortasına bırakıyor. Ve bunun ciddi şekilde farkına vardığım bu pazar sabahı hissettiğim tek duyguyu yalnızlık olarak tanımlayabiliyorum. Sanırım biraz korkuyorum, korktukça yoruluyorum. Yalnızız, yalnızlıktan korktuk.
Dün galiba son defa hepinizi aynı sahnede izledim. İlk Sakin konserimi hatırlıyorum. Çeşme’deydim. Henüz tek başıma seyahat etmeme izin vermiyordu ailem. Ertesi gün konser vardı Parkorman’da. Bir anda delirdim galiba, yüzüyordum, çıktım denizden, “Madem kendim gidemiyorum, hadi o zaman dönüyoruz!” diyerek annemi de önüme katıp İstanbul’a döndüm. İki saat kadar uyuduktan sonra bikinimin üstüne mor bir tişört geçirip yanıma en sevdiğim insanları aldım ve uça uça gittim Parkorman’a. Biliyor musunuz her şeye değerdi. O günden sonra da böyle koskocaman bir yazı yazmıştım. Sakin’in harekete geçirdiği bu coşku bir yere aktarılmadıkça yiyip bitiriyordu insanı çünkü. Veda için döküleceğimi hiç düşünmemiştim ama. Unutmadan bu fotoğrafı özellikle seçtim. Çok Sakin bir fotoğraf olduğu için. Bana sizi dinlediğimde yüzüme yayılan huzurlu gülümseyişi, o en masum zamanları hatırlattığı için. Teselliyi yaptığınız kadarında bulacağız artık. Başta koca bir Hayat ; Edepsiz Komedya, Kor Bir Ay, Bu Defa ve diğerleri… Küçük Prens (ne çok şey var bu şarkıda), Eksik Şarkı, İlk Yara, Bizim Değil… Her şey ama her şey için sonsuz teşekkürler. Samimiyetinize aynı içtenlikle karşılık verdiğimizi ve sizi her zaman çok seveceğimizi biliyorsunuzdur umarım. Bundan sonra da çok güzel işler yapın, çok mutlu olun, hep bizimle olun.
Egem
Sizinle başladım elimden gelmiyor bitiremiyorum…
Elimi bırakıyor musunuz?
-
writingishealing liked this
-
strangealchemist liked this
-
peacefulmelody posted this
